Beş yaşında idim. Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu . Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim. - Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu. -Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi. - Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?' Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.
Quercus derneğinin kampanya filmi, küresel ısınmaya dikkat çekiyor. Film, “siz vazgeçerseniz onlar da vazgeçer” sloganıyla, dünyada yalnız olmadığımızı bize hatırlatıyor... Portekiz’in Doğayı Koruma Derneği Quercus, küresel ısınmaya dikkat çekmek için bir kampanya düzenledi. Kampanyanın reklam filmi küresel ısınma karşısında hayvanların acizliğini ortaya koyuyor. Film, “siz vazgeçerseniz onlar da vazgeçer” sloganıyla, dünyada yalnız olmadığımızı bize hatırlatıyor
Türk Gençliğine Bıraktığım Kutsal Armağan (Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi)
Sayın baylar, bayanlar sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe malolmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım. Bayanlar ve Baylar, bu söylevimle, ulusal varliğı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak birakıyorum.
Selam arkadaşlar bu akşam iftar saatinde haberleri izlerken korkunç birşey izledim.İsrafın çığ gibi büyüdüğünü söylüyorlardı .Yaptığımız yemekleri yiyebileceğimiz kadar yapalım prof dr Nihat HATİPOĞLUNU dinledimde haberlerde israfın çok büyük günah olduğunu söylüyordu afrıkada,çeçenistanda,somalide.son olarak kafkaslarda açlıktan ölen insanlar varken bizlerin birparça ekmeği bile atmamız herhalde çok büyük günah olur Nihat HATİPOĞLU hocanın söylediğini söyleyim sizlere atılan her lokma doğmamış başına tüy bitmemiş yetimin hakkı var bu hak sahiplerinin iki eli yakamızda olacak lütfen daha dikkatli olmamızlazım ekmegimizi sadece yiyeceğimiz kadar alalım.ALLAH.c.c. bir ayeti kerimesinde neyle gelirsen gel ama kul hakkıyla gelme o hak haksahibine aittir ona ben karışmam diyor.ALLAH .c.c kimseye kul hakkıyla öbür dünyaya göçmeyi nasip etmesin.AMİN. Herkesin ramazanı mübarek olsun ALLAHA emanet olun..
17 Ağustos 1999 depreminden tam dokuz yıl geçti. O günden bu yana ne değişti? Sadece ölenler öldü, kalanlar gidenlerin arkasından yas tutup durdular. Toplum olarak bilinçlendik mi hayır? Halen kaçak yapılar, keyfi inşaat yapmalar, kontrol edecek kimseleri tanıdık bulup inşaatı kontrol ettirmeden onay verenler aramızda bizlerle yaşamaya devam ediyorlar.